Yazı


      Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde
gerçekleştirilen bağımsızlık mücadelesinin son halkası olan Büyük Zafer'in
87'nci yıl dönümünü kutlamanın coşkusunu yaşıyoruz.

      Zafer Haftası, 26 Ağustos 1922 günü sabahı KOCATEPE'den yapılan topçu
ateşleriyle başlar ve 9 Eylül günü Türk Ordularının İzmir'e girişi ve
İzmir'in kurtuluşu ile sona erer.

      ATATÜRK, Büyük Taarruz'u ve Büyük Zafer'i şu şekilde anlatır:

      "Türk milletinin burada kazandığı zafer kadar kesin neticeli ve bütün
tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yön vermekte kesin
tesirli böyle bir meydan muharebesi hatırlamıyorum. Hiç şüphe etmemelidir ki
yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada
sağlamlaştırıldı. Ebedi hayatı burada taçlandırıldı."

      Büyük Taarruz ve Büyük Zafer, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve
gelişimine yol açan devrimin başlangıcıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yoksul
bir halktan hem bir ordu hem de bir millet yaratarak gerçekleştirdiği bu
inanılmaz devrim, Türkiye Cumhuriyeti'ne laik, sosyal, demokratik ve hukuk
devleti niteliklerini kazandıran bir devrimdir.

      Bu eşsiz zaferi kazandıran ve devrimi geçekleştiren başta
Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşları olmak
üzere bu mücadelede hayatlarını kaybeden ve bugün o eşsiz zaferin
kazanımlarını yurdumuzun her karış toprağında canlarını vererek koruyan aziz
şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz.

      Anayasa'nın değiştirilmesi teklif bile edilemez olan 3'üncü maddesinde
ifade edildiği gibi *"Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütündür. Dili Türkçe'dir."* Türk Silahlı Kuvvetleri, ATATÜRK tarafından
bizlere emanet edilen ve Anayasa'nın 3'üncü maddesinde de belirtildiği
şekilde; Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının
korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir.

      Ülkelerin ve milletlerin bütünlüğünün korunmasının bir bedeli vardır.
Türk Silahlı Kuvvetleri; bu bedelde kendisine düşen tarihi görev ve
sorumlulukların bilinci içerisindedir.

      Bugüne kadar bölücü terör örgütü ile mücadelesinde 5003 evladını şehit
veren Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasa ve yasalar çerçevesinde, bölücü terör
örgütüne karşı bugüne kadar dünyada eşine hiç rastlanmayan bir başarı ve
özveriyle yürüttüğü mücadeleye bundan sonra da artan bir kararlılıkla devam
edecektir.

      Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütüne karşı yürütülen
mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken, güvenlik alanının dışında kalan
ekonomi, sosyo-kültürel ve uluslararası alanlarda da devlet tarafından
gerekli tedbirlerin alınmasının önemli olduğuna inanmaktadır.

      Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu konularla ilgili görüşleri bilinmekle
birlikte, emsalsiz Büyük Zaferi kutladığımız bu hafta münasebetiyle, bu
konulara ilişkin düşünce ve duruşumuzun bir kez daha ifade edilmesinde yarar
görülmektedir.

      Türk Silahlı Kuvvetleri;

      -  Ulus-devlet ve üniter-devlet yapısına hiçbir gerekçeyle zarar
verilmesini kabul edemez.

      -  Kültürel farklılıklara saygılıdır. Ancak kültürel farklılıkların
siyasallaştırılmasını, başka bir ifadeyle siyasal temsil aracı olmasını,
toplumsal siyasal kimlik unsuru haline getirilmesini, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası içinde mümkün göremez.

      -  Terör örgütü ve destekleyicileriyle ilişki kurulmasına yol
açabilecek hiçbir faaliyet içinde bulunamaz.

      -  Demokrasinin sunduğu fırsat alanlarını kullananların, bireylerin en
temel hakkı olan yaşam hakkını hedef alan terör faaliyetlerini hiçbir
nedenle hoş görmelerini kabul edemez.

      -  Usul ve yöntem esası belirler, noktasından hareketle takip edilecek
usul ve yöntemlerde özenli olunmasının gereğine inanır.

      -  Her konuyu tartışabilme özgürlüğünün, devletin varlığını riske
sokacak, ülkeyi kutuplaşmaya, ayrışmaya ve çatışma ortamına sokacak konuları
içermemesi gerektiğine inanır.

      Türk Silahlı Kuvvetleri; Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri
olan laiklik, demokrasi, sosyal ve hukuk devleti ilkelerine yürekten
bağlılığı, üstün disiplin anlayışı, köklü gelenekleri, itidalli ve kararlı
yaklaşımı, hepsinden önemlisi Türk milletinden aldığı güçle dün olduğu gibi
bugün de ve yarın da üstlendiği her görevi başarıyla yerine getirmeye devam
edecektir.

      Şüphesiz ki; "*Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye*'dir."

      Türkiye Cumhuriyeti, bulunduğu hassas coğrafyada birlik ve ülkesine
sadakat içinde vatanını ve milletini seven insanlarıyla çağdaş toplumlar
arasında hak ettiği yeri almalıdır.

      Aziz Türk milletinin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm mensuplarının
Zafer Haftasını en içten dileklerimle kutlarım.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !